6 Nisan 2017

Ey insan, sığdığın çizgiden utan!


Kimyası bozulmuş bir dünyada önce çocuklar ölür.

Yüzlerinde asılı kalan o masum tebessüm solarken insanlığın bozulan kimyasına son bir bakıştır çocukların ölümü...

Çocuklar ölürken bile bize yitirdiğimiz bir şeyleri hatırlatır.

Yan yana dizilmiş çocuk bedenleri ruhunu yitirmiş bir çağın kararan vicdanını gösteren işaret taşları gibidir. Neyi nerede kaybettiğini ihtar eden işaret taşları.

Çocuklar sevinçlerini de hüzünlerini de saklayamazlar. Gök genişliğinde gülen sevinçleri, dünyanın tüm hüzünlerinden damlayan gözyaşları ile bir masumiyet bestesidir. Apaçık ve masum ifadeleri dünyanın aynasıdır aslında.

Çocukların gözlerinden okunur insanlığın ruhu. Gözlerindeki hüzünle neye maruz kaldıklarını değil adım attıkları dünyanın nelerden yoksun olduğunu, hangi kıymetlerin elden çıktığını, benliğimizde nelerin kararmaya yüz tuttuğunu ihtar ederler...

Hayat dolu ışıltılı gözler hâlâ yitirmediğimiz, hâlâ insanlığımız adına sahip çıkılası her ne varsa onların titrek bir sevinçle parıldayan ışıltıları…

Donup kalan bir çift göz, üzüntü ve korkudan çok, insanlığımızın düştüğü çizgide hayret ve dehşete düşmüş bir masum çehre...

Orada öylece adeta asılı kalmış, insanlığın sığdığı çizgiyi gözlüyor.

Ey insan, sığdığın çizgiden utan!” diyen son bir bakış dünyaya…

Âkif Emre

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.