20 Nisan 2017

Güç başka insanların hayatında bir fark yaratabilmektir


Toplumlar en incinebilir ve güçsüz üyelerine nasıl davrandıklarıyla miyara vurulur. Bauman’ın, gelir adaletsizliğinin sonuçlarını açıklamak üzere başvurduğu analojideki gibi; köprüler, üzerlerinden geçen yükün ağırlığı tabliyelerin dayanabileceği gücün ortalamasını aştığı zaman çökmez; yük, tabliyelerden en zayıf olanın üstünden geçtiği anda yıkılır. Bu durumda köprü ayaklarının ortalama taşıma kuvveti pratikte hiçbir anlamı olmayan istatistiksel bir kurgudur. İçimizdeki güçsüz insanların ihtiyaçlarına dikkat kesilerek gücü iyi biçimlerde kullanabilir ve topluma kalıcı bir biçimde katkı sağlarız. ‘Güç başka insanların hayatında bir fark yaratabilmektir’ demiştik. İşte o başka insanlar, güçsüzlerdir. Garipler, ezilmişler, sessiz bırakılmışlar. Güçsüz bırakılmış insanlar sürekli bir çevre tehdidi ve ruhsal zorlanma altında yaşar, topluma katkı sağlamaktan aciz kalırlar. Toplumsal eşitsizliğin tali bir hasarı olarak şiddet ve suç, fakir muhitleri avlar. Çünkü yoksullar, en az dirençli parçası olarak bir elektrik devresinin sigortasıdır. İlk düşen onlardır ancak onlarla beraber gelecek de düşer. Yoksul çocuklar erişkinlere, okul idarecilerine ve başka yetke kaynaklarına daha az güvenir. Güçsüz hisseden insanlar daha az konuşur, daha az söz alır ve eyleme daha az geçer. Güçsüzlük, çevresel tehditlere karşı sürekli bir teyakkuz hali getirir beraberinde, güçsüzlüğün aslında değersizlik olduğu ve hayatların başka hayatlara nispetle daha önemsiz sayıldığı ön kabulünü besler. Endişe ve depresyon, fakirhaneleri iki kat daha çok yoklar. Spivak’ın “Madun Konuşabilir mi?” tartışmasıyla ifade ettiği üzere, güçlüler bir fırsat vermediği sürece madunun sesi indirgenmiş, asimile edilmiş, yani hiç duyulmamış olarak kalacaktır.

Güç tarafından baştan çıkarılmadan güçle nasıl başa çıkmalıyız? Öncelikle güç duygumuzu fark etmemiz gerekir. Güç; şöhret, para veya sosyal sınıfta saklı değil; güç iyilik için harekete geçebilmek gayesidir. Mütevazı olalım. Başkalarının saygısı hepimizin hoşuna gider ama kendi çabamıza âşık olmayalım, tam aksine kendimizi eleştirelim. Açık bir zihinle başka insanlardan gelebilecek eleştirileri kabul ve hatta teşvik edelim. Cömert olalım: Kaynak, zaman, para ve gücümüzü başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyelim. Verebilmekle sosyal ağlarımızdaki başka insanları da güçlendirir ve dünyada bir değişim yaratma imkânı buluruz. Başkalarını ne kadar güçlendirebiliyorsak, iyilik o kadar çoğalır. Saygı duyalım. Başkalarına duyduğumuz saygı onları yüceltir, güçlendirir. Bir toplumun bütün fertleri saygı ve haysiyeti hak eder. Çözümün bir parçası olalım. İnsanı alçaltan her şeye karşı duralım. Geçmişin ahlaki yanlışları yüzünden güçsüz düşmüşlere omuz verelim. Hayatın içinde sessiz devrimler yapalım. Herkesin kendisini az ya da çok güçlü hissettiği daha eşit bir toplum, iyilik yolunda daha muktedir bir toplumdur.

Kemal Sayar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.