11 Nisan 2017

Korku korkuyu besler

Gerçeği bilimkurgudan ayıran çizgi giderek belirsizleşiyor. Son yıllarda hükümet yetkilileri “katil” meteorların insanoğlu için yarattığı tehdidi hesaplamaya çalışıyor. Kimi bilim adamları bir küresel grip salgınının başlamasının an meselesi olduğunu belirtiyor. Küresel ısınma sorunu çözülemediği takdirde insanlığın sonunun geldiği uyarısını her gün duyuyoruz. Sonumuz yakın” uyarısı artık sadece fanatik dincilerden gelmiyor. Sorumluluk sahibi bir yurttaşın felaket tellallığı yapmasında bir mahzur görmüyoruz.

Birbirimize anlatıp durduğumuz korkunç rivayetler toplumdaki huzursuzluğun bir göstergesi. Bu rivayetlerin çoğu birer sağlık uyarısı niteliğinde. Dikkatli ol!” emri, tahayyülümüze hâkim olmuş durumda.

Korku zihinlere hâkim hale gelince, dünyadaki sorunlar ve zorluklar abartılmaya ve olası çözüm yolları gözardı edilmeye başlanır. Korku ve panik kendi kendini haklı çıkaran bir dinamiğe sahiptir. Örneğin, gıdalar konusunda kaygıları olan bir insanın kendisinin hasta olduğu sanısına kapılması daha muhtemeldir. İngiliz halkı artık daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürse de kendini hasta kabul eden İngilizlerin sayısı giderek artıyor. Ülkede yapılan “Genel Hanehalkı Anketi”nde, İngiltere’nin bazı bölgelerinde her on kişiden dördü uzun süreli bir hastalıktan muzdarip olduğunu belirtmiş. Bu sayı 1972 yılına göre yüzde 66 oranında bir artışa işaret ediyor.

Uzun süreli bir hastalığı olduğunu düşünen insanlardaki artış dahi, kendini özürlü olarak kabul eden gençlerdeki artışın yanında hiç kalıyor. Yeni bir anket, kendini özürlü kabul eden İngilizlerin sayısının 1985 ve 1996 yılları arasında yüzde 40 arttığını gösteriyor. En büyük artış da gençler arasında: Kendini özürlü olarak tanımlayan 16-19 yaş arası kişilerin sayısı yüzde 155 artmış durumda. Anketi değerlendirenler 1985 ve 1996 arasındaki artışın “özürlü sayısında gerçek bir artışa tekabül edemeyecek kadar büyük” olduğunu belirtse de, bu tanımı benimseyen insanlardaki artışı açıklamakta yetersiz kalıyorlar. Giderek daha fazla insanın kendini özürlü ya da hasta olarak görmesinin basit bir açıklaması elbette yoktur; ama bu olgunun, dünyayı tehlikeli bir yer olarak algılamaktan doğan kaygıları yansıttığı ortadadır. Böyle bir durumda hasta olmak kural haline gelir: Yaşayan herkes hastasıdır. Günümüzün korku kültürü kişinin kendisini işte böylesine depresif bir biçimde tarif etmesine çanak tutar.

Korku korkuyu besler ve pusuya yatmış bizi bekleyen tehlikelerle ilgili spekülasyonlar yapmamıza yol açar.

Frank Furedi, Korku Kültürü
(Ayrıntı Yayınları, 272 Sayfa, 19 TL)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.