26 Nisan 2017

Mekanik yaşam

Resim: Edvard Munch
Eski zamanların insanlarına mahalle bakkalları nasıl tabii görünüyorduysa günümüzün insanlarına da AVM’ler o derece tabii görünüyor. Buradaki doğal görünüş bir saplantı veya kuruntudur ve açıktan açığa bir yanılsamadır. Çok çok öncesindeki çağlarda mahalle bakkalı bile yoktu, para yoktu, kurumsallaşmış pazar ekonomisi yoktu. Ya ne vardı? Yağma ve takas vardı. Bugün bizim (kendi algılarımıza kıyasla) ilkel dediğimiz eski çağların insanları yağmacılıkla ve takas yoluyla temel ihtiyaçlarını temin ediyorlardı. Bugün bize barbarlık şeklinde görünen yağmacılık eski çağların insanları indinde tabii bir hayat tarzıydı. Eski çağların insanları nasıl ki yağmacılığın doğru olup olmadığını sorgulamayı düşünemiyorlar idiyse günümüzün insanları da merkezinde AVM’lerin yer aldığı tüketim kültürünün doğrularını ve yanlışlarını hiç sorgulamıyorlar. AVM hayatı bizler için artık tabii bir yaşam tarzıdır. İşte bu doğallık yanılsaması bizleri köreltiyor ve tekdüze diyebileceğimiz mekanik bir yaşantıya sürüklüyor.

Çağımızın neredeyse bütün düşünürleri postmodern zamanların (önceki çağlara kıyasla) çok daha fazla gayrıtabii olduğunda hemfikirdirler. Her çağ kendi şartları içerisinde sorunludur ama postmodern zamanlar çok daha fazla problem içeriyor. Postmodern hayat tarzında doğallık daha azdır veya sanallık çok daha baskındır. İleri teknoloji biz insanları büyülüyor, insanlığımızı tırpanlıyor, gündelik hayatımızın doğallığını tehlikeli bir şekilde yanılsamalar âlemine boğuyor. Yanılsamalar âleminden kastımız sanallığın hükümranlığıdır. Sinema, radyo ve televizyon derken şimdi artık gündelik hayatımıza cep telefonu, tablet ve internet girmiştir. Facebook veya Twitter dediğimiz sosyal medya ile birlikte gündelik yaşantımız artık neredeyse büsbütün sanal bir âleme dönüşmüştür. O kadar ki, ileri teknoloji ortamında gerçek ile hayal birbirine çok fazla karışmıştır. Çok eski çağlarda mitolojik kavrayış ile gündelik hayatın gerçekliği nasıl birbirine bağlı idiyse günümüzde de ileri teknolojinin doğurduğu sanallık ile gündelik yaşantımızın gerçekleri iç içe geçmiştir. Buna şöyle bir örnek verelim: Ekran ve klavye başına oturduğumuzda sosyal medyada her gün görmeye alıştığımız bir arkadaşımızı birkaç gün göremez olduğumuzda endişeye kapılıyoruz. Acaba başına bir şey mi geldi diye tedirgin oluyoruz. Hâlbuki sosyal medya bir mecburiyet değildir. Facebook ya da Twitter ortamında her gün bulunmamız gerekmiyor. Ama işte sanallık bizim hayatımıza öylesine sinmiştir ki gerçek hayatta aylarca göremediğimiz bir dostumuz için endişelenmiyorken sosyal medyada birkaç gün görünmeyen bir arkadaşımızı merak ediyoruz. İleri teknolojinin büyüsü işte budur. Postmodern hayat işte böyle bir acayipliktir.

Metin Savaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.