18 Nisan 2017

Ürettiğimiz gerçeklikten kaçış zor


Bugün ortaya çıkan sonuç, oyunun kuralları açısından ortadan bölünmüş bir ülkeyi bir ‘tek adam’ sistemine taşımak anlamına geliyor ve bunun sosyal, ekonomik ve siyasi tepkilerinin orta vadede olumsuz olacağı açık. Üstelik bu ortamda ekonomiden dış politikaya başarı elde edilmesi çok zorlaşacağı gibi, başarısızlıkların bütün yükü AK Parti’nin sırtına bindirilecek. Böyle bir sürecin sonunda 2019 seçimlerinin meclis çoğunluğu üreten bir oyla kazanılması da hayal olabilir…

Buna karşılık ‘hayır’ giderek bizzat muhafazakar kesimin zihninde kaçırılmış bir fırsat haline dönüşürse kimse şaşırmasın… Çünkü o durumda hem Türkiye hem de AK Parti için çok daha az sakıncalı ve yönetilebilir bir döneme imkan tanınabilecekti. Hükümet devam edecek, genel seçim 2019’da önceden saptandığı tarihte ve bir normalleşme sürecinin uzantısı olarak yaşanabilecek, hükümetin elinde demokratik niteliklere özen gösterilmiş yeni bir taslak üretme şansı kalacaktı. Şurası çok açık… Eğer AK Parti demokratik değerlere sahip çıkan bir taslakla halkın karşısına çıksaydı bugün en az yüzde 65 onay alırdı… Dolayısıyla bugün alınan ‘evet’, ileride alınabilecek olan yüksek oranlı ve meşruiyet açısından rahatlatıcı olan bir başka ‘evet’in önünü kesmiş oldu.

Gündelik siyasete fazla kapılmadan baktığımızda Türkiye’nin esas meselesinin yönetim sistemi değil, yönetim zihniyeti ve kültürü olduğunu bir kez daha görüyoruz… Ürettiğimiz gerçeklikten kaçış zor: Ekonomi patinajda, Kürt meselesi tıkanmış, hukuk devleti ilkeleri yıpranmış, Suriye’de yolun sonuna gelinmiş, uluslararası bütün aktörlerle mesafe açılmış, basın özgürlüğü daralmış… Bunların üzerine marifetmiş gibi kullanılan ayrıştırmacı dili, düşman üretimini ve hamaseti ekleyin.

Bizim asıl gerçeğimiz bu ve aynı zihniyet devam ettiği sürece hiçbir yönetim sistemi bunları iyiye götüremez. Doğru yönetim bilgili ve kişilikli kadrolara, demokratik karar mekanizmasına, delegasyon şaffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin benimsenmesine, liyakate ve nesnelliğe dayalı bir yönetme kültürünün yerleşmesine ve özeleştiri ortamına muhtaç. Bu haliyle getirilmek istenen taslağın ruhu ise maalesef aksi yönde…

Türkiye boşu boşuna hem bir yılını heba etti hem de gelecekte atabileceği doğru bir adımdan feragat etti. Üstelik sırf referandumu kazanma uğruna ileriki dönemi başarısızlığa sürükleyecek bir zafiyete de sebebiyet verildi. Değer miydi?

Etyen Mahçupyan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.