09 Mayıs 2017

"Benim eşim hiç kimsenin yerini sağlamlaştırmak için canını vermedi."


15 Temmuz... 16 Temmuz sabahı henüz eşimin şehadet haberini almadan önce bir yandan korku ve endişe ile eşimden gelecek bir haber beklerken bir yandan da tv'de gelişmeleri seyrediyordum. Köprüde 60 ölü var dediler. Ve ben "60 haneye ateş düştü" dedim, içim yandı. Eşimden haber yoktu. "Acaba" dedim, "acaba o da mı?" Sonra "hayır olmaz, o gittiği her yerden döndü" dedim, benim içim hiç bir zaman olmadığı kadar rahat, eğer ona bir şey olsaydı ben hissederdim benim de canım yanardı diye teselli ettim kendimi, ama dinmeyen bir merak... Sonra acaba "şehit oldu da o yüzden mi içim rahat?" diye düşündüm, "yok değildir, çıkıp gelecek, fotoğrafını çekip Twitter'a koyacak ve "ben buradayım, beni merak etmeyin diyecek" dedim evin içinde deli gibi dönüp dururken. Bir sürü telefon sesinden sonra bir zil sesi, iki arkadaş geldi, "Halil yaralı, hastanede, seni götürmeye geldik" dediler ve hastanede şehadet haberini aldım.

16 temmuz günü tüm bu olup bitenlerle ilgili sadece şunu düşündüm. "Ortada bir iktidar kavgası vardı, olan masum onca insana oldu. Ve şimdi ibadet kısmı tabir edilen bir sürü iyi niyetli, kandırılmış insanın canını yakacaklar, o "ihanet kısmı" tabir edilen ensesi kalınlara hiç bir şey olmayacak, onlar bir yolunu bulur sıyrılırlar muhakkak" dedim herkese. Ne yazık ki adalet yok biz bunu en iyi bilenleriz, 28 Şubat mağdurları hâlâ içeride ama 28 Şubat zalimleri nerede ? Bilemiyoruz. Bir 20 yıl sonra da 15 Temmuz mağdurlarını konuşacağız ama 15 Temmuz zalimlerinin yerini bilemeyeceğiz.

Benim eşim hiç kimsenin yerini sağlamlaştırmak için canını vermedi. Tek bir gaye, Allah rızası, vatan sevgisi, milletin selameti... Ve ben yine bunlar için kendi canımdan, 3 evladımdan vazgeçerim seve seve, zira sonu şehadet... Ama çok kırgınım, çok öfkeliyim. Ne olurdu beni haksız çıkarsaydınız?

Bir sürü insanı okulunda okumuş, sohbetine gitmiş, bir şekilde ilişmiş diye işinden gücünden ettiniz, ceza evlerine attınız hatta hiç ilgisi olmayan insanları bile mağdur ettiniz fakat esas zalimlere hiç bir şey olmuyor. Madem zalimleri cezalandıracak gücünüz yok o zaman masumları bırakın gitsinler, onların çocukları mağdur olmasın.

Her yere çöreklenmiş ama siyasete ve siyasi yakınlarına bulaşmamış olan FETÖ'yü ve onlara mensup hakiki zalimleri İlahi adalete bırakırız, önümüze bakarız. Tutmayacağınız ya da tutamayacağınız sözler vermeyin, yaramıza tuz basmayın, gözümüze soka soka canımızı yakmayın, kanatmayın, acıtmayın artık, yakmayın yüreğimizi...

En nihayetinde "kavurmacılara özgürlük" dillerde şarkımız olarak kalır bizim.

Ayşe Kantarcı
(Şehit Halil Kantarcı'nın eşi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.