30 Mayıs 2017

Keşke kıymet bilirliğimizi insanlar yaşarken gösterebilsek


Gazete köşelerinde memleket ahvaline değinen kalemlerin birçoğu olması gerekeni hali hazırda olanmış gibi yansıtmaktan çekinmiyorlar. Yanlışa kılıf, yalana şahit aramayı gazetecilik zannedenler var. Bu tip köşe yazarları arzuladıkları övgü ve taltifi yaşarken fazlasıyla görürler. Akif Emre gibi hatır için cümle kurmayanlar ise yaşarken kimseden ne övgü beklerler ne de taltif görürler. Ancak ölümleriyle birlikte biriktirilmiş güzel sözler ruhuna hediye eylenircesine cömertçe sarf edilir.

Keşke kıymet bilirliğimizi insanlar yaşarken gösterebilsek. Ölenlerimizin arkasından anma günleri yapmaya gösterdiğimiz ceht ve gayreti keşke onlar yaşarken onları anlamak için gösterebilsek. Ölenlerimize güzelleme yapmak bir tür kalp yumuşatma ve vicdan teskin metodu.

İnsafa getirmek için bizi hayat ölümü hep üzerimize salar. Oysa ölümün üzerine hayatı salmak lazım değil midir? Hayat en diri haliyle aramızda dolaşsa ne olur! Birbirimizin varlığına dokunmuş oluruz en azından. Yaşıyor olduğumuzu umursamaktır yaşayan her dostun farkına varmak. Eksile eksile bir araya geliyoruz, çok yazık!

Ölümler bizi bir arada tutuyor hayat değil. Şimdi ölümün nöbetini tutan kim bilir kaç kişi var ve biz onların varlıklarından habersiz ölüm günlerini bekliyoruz iki çift laf söylemek için. Yaşarken bakışlarımızı gözlerinden çevirdiğimiz dostlarımızın yumuk bakışlarına nazar ediyoruz ölünce.

Bakışlarımız gözünden düşüyor dostlarımızın.

Belki de biz düşüyoruz hayatın gözünden.

Hüseyin Akın
(Millî Gazete, 30.05.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.