30 Mayıs 2017

Tanburî Cemil Bey ve bülbülün feryâdı

Boğaziçi'nden bir sabah. Ali Halil (1904-1974) resmi.
Tanburî Cemil Bey bir gün dostlarına bahçede tanbur çalıyordu. Bir bülbül feryad ederek yakına geldi. Cemil bekledi. Bülbül sustu, sonra Cemil Bey’le birlikte civardaki Babaç bülbüllerini susturacak şiddette tekrar öttü. Allah'ım o ne dem çekişti. Bu saz, söz değil; insanoğluyla tabiatın amansız bir savaşıydı. O çalıyor, bülbül söylüyor, çırpınıyor, çıldırıyordu. Bu sefer tanbur durdu. Bülbülün feryadı başımızın üstündeydi. Ömer’in elini sıktım. Ona bülbülün alt dallara indiğini, bize yaklaştığını anlatmak istiyordum. Cemil kendinden geçmiş, sanki bülbüle pes ettirmeye azmetmiş bir kudretle çalıyordu. Birden, ağaçtan havuzun kenarına bir cisim düştü. Ben evvela yaprak sandım, fakat dikkat edince gözlerime inanamadım. Hepimiz donduk kaldık. Yere düşen bülbül son kudretini sarfederek, kıvrılarak, dönerek yerde şakıyordu. Cemil devam ediyordu. Bülbül son bir feryâd kopardı ve tanburun sapına kondu. Allah! diye bağırmışım. Cemil sazı bıraktı. Ben onun ellerini öpmek için yaklaştığımda gözyaşlarıyla yüzünün sırılsıklam olduğunu fark ettim.

Refi' Cevad Ulunay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.