12 Haziran 2017

Geri dönülmesi giderek güçleşen bir bozulma yaşıyoruz


İbadeti israfla, örtünmeyi modayla, zenginliği gösterişle, sözü yalan dolanla, ticareti her türlü dümenle, işi gücü liyakatsizlikle, emaneti imtiyazla, fikri klişelerle, tarihi hamasetle, kültürü şovla, itirazı hakaretle bir arada yaşıyor; pek de rahatsız olmuyoruz artık bütün bunlardan. Kendimizi nasıl isimlendirdiğimizin hakikat nezdinde bir geçerliliği yok oysa; bunu hayatımızla delillendirmedikçe.

Geri dönülmesi giderek güçleşen bir bozulma yaşıyoruz. Hayatımızda maneviyatı zayıflayan ne varsa; şatafata boğarak çoğaltıyor, kendimizi bir şekilde ikna etmeye, inandırmaya çalışıyoruz duygularımızın, inançlarımızın, fikirlerimizin, değerlerimizin ve kimliklerimizin aslı astarı olduğuna. Her şeyi kozmetik bir abartıyla, gerçek olamayacak bir sunilikle yapar olduk. İnsan görünmüyor bakınca, yapıp ettiklerimizin ardında. Düzenliyor, organize ediyor, dini vecibeleri vesile kılarak bir araya geliyor ve bunların her birini de tanıtım, propaganda, reklam, sunum ve saire için birer bulunmaz fırsat gibi görüyoruz. Yaptıkça alışıyoruz ve normalmiş gibi gelmeye başlıyor bütün bu değer gaspları, bu zihniyet anormallikleri hepimize. Sığ, içsiz, gönülsüz, maneviyatsız, asılsız, nezaketsiz bir ‘insan’a, hakikatsiz bir ‘kul’a, manasız, kaba, yüzeysel bir ‘söz’e, merhametsiz, şefkatsiz, sabırsız, ölçüsüz bir ‘cemiyet’e, ukbâdan habersiz bir ‘dünya’ya doğru gidişatımızın her geçen gün biraz daha hızlanıyor olmasına hangi şuurla bir hayırlı itiraz geliştirebileceğiz peki?

Gökhan Özcan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.