12 Haziran 2017

İslam’ı kaybetmekle ilgili herhangi bir kaygımız yok


İçerisinde bulunduğumuz dönemde, İslamın toplumsal, siyasal, ekonomik ve hukuki gerçekliğe dönüştürülmesi, helâl olanın kurumsallaştırılması yönünde hiç bir program ve projeye sahip olmadığımız halde, tarihsel ve varoluşsal bağlamdan yoksun yorumlarla İslamcılık etrafında tuhaf tartışmalar yapıyoruz. İslam’ı kaybetmekle ilgili herhangi bir kaygımız yok; daha çok, çıkarlarımızı kaybetmekle ilgili kaygılarımız var. Kendimizi İslam’a nisbet ederken, İslam’ı kavramsal ve kurumsal bir gerçeklik halinde temsil etmediğimizi, bu bağlamda hiç bir mücadele yürütmediğimizi hatırlamak istemiyoruz. Zihin dünyamızın seküler bilgi tarafından sistematik bir şekilde kontrol altında tutulduğunu, bu durumun İslami bağımsızlığın önünde çok büyük bir engel oluşturduğunu düşünmek istemiyoruz. Seküler bilgi’nin sistematik kontrolü altında yaşanan İslami hayatların meşruiyetinden söz edilemez. Bugün, İslami tercihlerimiz kurumsallaştırılmış popülizmler tarafından belirlendiği için, zihinsel, düşünsel, kültürel, siyasal, ekonomik müdahalelere maruz kalan Müslüman hayatların mahiyeti üzerinde İslami değerlendirmeler yapılamıyor. Bu tür değerlendirmeler yapılmadığı için de, yanlış İslam temsilleri gereği gibi teşhis edilemiyor, tanımlanamıyor.

Günümüzde, Ortadoğu’daki bütün ülkelerin, Batı ittifakının ve İsrail’in çıkarlarını korumak adına, her alanda kontrol edildiği, sınırlandırıldığı, kısıtlandığı, istikrarsızlaştırıldığı, parçalandığı, altüst edildiği bir dönemde, bu ülkelerin kendi aralarında sürdürdükleri etnik ve mezhepçi rekabetler kadar büyük bir anlamsızlık ve saçmalık olamaz. Ayrıca bu ülkeler, ortada bunca sorun varken, kendi içlerinde “içerideki ötekilerle” de kavga halindeler. Ortadoğu bölgesinde mezheplerin ulus-devlet çıkarları adına, ısrarla ve sistematik olarak istismar edilmesi, bu doğrultuda Müslüman kitlelerin bilinciyle oynanması, İslam adına gösterilmeyen hassasiyetin mezhepler söz konusu olduğunda en yüksek seviyede somutlaşması, utanç verici bir İslam dünyası tablosu ile karşı karşıya bulunduğumuzu gösterir.

Hakikat bilinci, İslamı tüm tercihlerin üzerinde tutmamızı gerektirirken, karşı karşıya bulunduğumuz ahlaki kayıtsızlıklar, tutarsızlıklar, kararsızlıklar sebebiyle, bugün, kimi başka tercihler arasından bir tercih olma noktasına getirmiştir. Bugün, ahlaki kayıtsızlıklar, tutarsızlıklar ve kararsızlıklar sebebiyle niteliksel anlamda kalıcı hiç bir şey kazanmadan çok şey kaybedenlerin konumuna gelmiş bulunuyoruz. Kurumsallaştırılmış popülizmler, kültürel, felsefi, entelektüel üretkenliği imkansız kıldığı için, toplumlarımız halen yoğun bir biçimde kültürel haçlı seferleri yoluyla terörize ediliyor, edilebiliyor. Akli ilimler, içtihad ve felsefeye karşı bir tavrın kurumsallaşmasıyla birlikte, İslam toplumlarında düşünsel üretkenliğe karşı oluşturulan muhalefet halen varlığını sürdürüyor.

Atasoy Müftüoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.