05 Haziran 2017

Kendine varmanın en uzun ve dolambaçlı yolunu kat eden varlıktır insan


Benzersiz vaat ve imkânların yeridir insan. Sonsuz yaratıcı ve yeniden yaratıcı tutum ve potansiyellerin harikulade yeri. Bir düğümün, saçağın mahalli. İnsan kendini yaratarak varolur çünkü. Demek, kendi kökenlerini bile kendi yaratıcı eylemiyle sonradan anlamlı kılıp inşa ederek. Kısıtlı ve zavallı varoluşunu bir sonsuzluğa açarak, esneterek. İnsanın kendini tanımasının daima belli bir başarısızlıkla işaretlenmiş olması, kendini bilmenin daima tuhaf bir açmaz ve muğlaklık duvarına çarpması bundandır. Her seferinde aynı çetin karşılaşmanın, “ben kendim de, sandığımdan başka biriymişim meğer” içgörüsünün testine tabi ola ola yaratırız kendimizi. Kendimize şaşırıp, kendimizden büyülenerek.

En dar zamanlarda, birikmiş onca acı şeyin ardından derin bir ümitsizliğe düşmüş ve takatsiz kalmışken misal, birden göz kamaştırıcı bir parıltıyla canlandığımız anlarda daima insan ve onun yaratıcı eylemliliği vardır. Kendi olmayı sonradan, bin bir zahmetle öğrenen insana, onun yüce çabasına ve kudretine ve mucizesine inanarak yeniden güçlenir, iyileşiriz. Her bir jestin, kelimenin, mesajın, imgenin, ifadenin, resmin, hatıranın, tanıklığın, kaybın, hüsranın, incinmenin ve sayısız travmatik karşılaşmanın hakkını vererek ve bedelini ödeyerek insan oluruz çünkü. En aşırı öfke ve şehvet hislerinin içinden geçerek…


İnsan en aciz, en yetersiz, en yeteneksiz hayvan türü olarak başlar hayata. Öylesine erken doğmuş haldedir ki, hayatta kalmasını sağlayacak hiçbir donanım ve beceri elinin altında değildir. Epey uzun sürecek bir muhtaçlık ve yoksunluk halidir bu. Daha sonra, bütün omurgalıların verili kapasite ve becerilerinin tümünü aşmasını ve canlı organizmanın imkanlarından bir çoğunu olağanüstü geliştirebilen bir üst-canlı olmasını sağlayacak olan şeyin kendi içsel gelişimine ait olmaması, dışında olması en belirgin vasfıdır insanın. İnsan, kendi dışından yaratır kendini. İşte bu muammayı/paradoksu cisimleştirir insan: Her şeye hiçbir şeyden varır. Hiçbir şeye, arı boşluğa ve içeriksiz oluşa kazandırdığı benzersiz hareket ve biçimle her şeyi yeni baştan icat eder.

İlk bütünlük, tutarlılık, eşgüdüm ve hakimiyet hissini bir imgeye borçludur insan. İnsan, ötekinden, ötekinin imgesinden –kendi ayna imgesinden– yola çıkar. Kökeninde bu imgesel özdeşleşme vardır.

Özdeşleşmeyi, yani çocuğun başlangıçta kendiyle aynı olarak düşünmediği, bilakis özdeş-değil diye deneyimlediği/tanıdığı başka bir şey ile arasında kurduğu özdeşlik bağını ilk büyük insanlaştırıcı jest olarak kaydetmeliyiz. Nitekim çocuğun aynada kendi imgesiyle karşılaşması sevinçli/coşkun (jubilant) bir deneyimdir. Kendimi özdeşleştirdiğim bu başka şey bir ötekidir. Burada, örneğin şempanzelerin de kendi imgeleriyle bir süre oyalandıkları ve fakat onun tarafından büyülenmedikleri, imgenin muhtemel yararsızlığı ve boşluğu/anlamsızlığı nedeniyle sebat etmediğini analım.

Lacan’ın “Ayna Evresi”nin temel dersidir bu: Özneden ayrı bir fail olarak ego (ben), çocuğun kendi ayna imgesiyle (ya da bir ayna işlevi gören ebeveynler, kardeşler ve akranlarla) özdeşleşmesi sayesinde, o özdeşleşmenin içinde varlık kazanır. İmgesel kimlik/özdeşlik kendimin dışında yer aldığı, bu yabancı kurguyu kendime taşıdığım içindir ki –kendimden– yabancılaşmış bir kimliktir bu. İmgesel kimlik anlamında ego, özneyi öteki üzerinden geçen, öteki sayesinde aktüalize olan bir sapak vasıtasıyla bireyleştirir. Bu anlamda ego bir yabancılaşmanın mekanıdır.

Demek şu var: Kendine varmanın en uzun ve dolambaçlı yolunu kat eden varlıktır insan. O yüzden belki de, kendine dönmek ya da bakmak daima problemli, çok katlı ve/ya da çeşitli dolayımlar yardımıyladır. Ya da, kendi üzerine düşünmek, kendi hal ve düşünceleri üzerine tefekküre dalmak daimi yazgısıdır insanın. En nihayetinde bu, bulduğunu sandığı şeyi bir daha ıskalamama arzusuyla ilişkilidir belki de.

Erdoğan Özmen
(Birikim, 31.05.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.