12 Haziran 2017

Uzatmalı dindarlığımızı gözden geçirmemiz gerekir


Hidayete ermiş bir kimsenin, İslamla teması taptazedir. O, peşine takıp sürüklediği geçmişinden birden arınıvermekle, benzersiz bir hafiflik kazanır. Bu öyle mucizevi bir tasfiyedir ki, yeniden doğum olarak adlandırılmayı hak eder. Geçmişteki beni öldürüp, yeni bir ben inşa etmek için hayatta önüne ender çıkan bir fırsatla karşılaşmıştır kişi. Yeni mühtedilerin bakışlarında bu tazeliği, bu “bebekliği” görürsünüz.

Ama her birimizin de, kültür ve toplumsallık içinde erimiş, eprimiş, gazı kaçmış, tarihi geçmiş, tazeliğini yitirmiş, cicim aylarından eser kalmamış, uzatmalı dindarlığımızı gözden geçirmemiz gerekir. İman, bizi ateşleyen, bizi rüzgarla dolduran, Allah’ın huzuruna fırlatan, nefes kesen bir şey olmadığında, bir yük, bir alışkanlık haline gelecektir. Bir yükle ömür boyu yaşamak da, ne bileyim?

Ramazan, hidayete ermek için, şu kırk yıllık dinimizi yeniden duymak, duyumsamak ve dinin çekirdeğindeki deruni tecrübeye uyanmak için ortamıza doğuyor. O incecik hilal bir neşterdir. Nefste çizikler açar, kötü kanı ve müzmin iltihabı günlerce akıtır. Oradan doğan boşluğa dolunay aydınlığı konacaktır.

Ramazan: “Ey iman edenler, iman ediniz” buyruğuna dönmek için mükemmel bir mevsim.

Ahmet Murat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.