13 Temmuz 2017

Afet söylemi ile meşrulaştırılan bir kentsel dönüşüm var


Kentsel dönüşümün sermaye ile ilişkisinden bağımsız bir şekilde ele alınması gündemdeki tartışmaların temel eksiği bence.

Bu meselenin iki boyutu var; birincisi sermayenin kendisini yeniden üretmesinin bir aracı olarak kentsel dönüşüm, ikincisi ise bu dönüşümün aldığı biçim ve betonlaşma, dikey kentleşme, ölçeklerin büyümesi ve doğanın topyekun tahribine neden olan kalkınmacı müdahale anlayışı.

Meselenin her iki boyutunun ayrı ayrı ama elbette birbiriyle bağlantılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Önce kenti sermayenin sonsuz, sınırsız ihtiraslarının elinden kurtarmak ve çocuklarımıza miras bırakacağımız bir emanet olarak görmekle işe başlamak durumundayız.

Afet söylemi ile meşrulaştırılan bir kentsel dönüşüm var ama bu söylem sermayenin dizginlenmesine mani oluyor. Sermayeyi meşrulaştırıyor ve masumlaştırıyor.

Bu İslami bir tutum değil. Kamu ve sivil toplum, kamunun çıkarları adına sermayeyi denetlemelidir, kamu ve sivil inisiyatiflerin işlevi budur.

Aksi takdirde çalışanların hayat ve sağlığı, doğanın ve kültürel mirasın korunması lüks masraf kalemleri gibi algılanmaya başlar ve göz ardı edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Bugün olan tam olarak budur.

Alev Erkilet
(Haber10, 13.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.