27 Temmuz 2017

AK Parti, okumuşlara ihtiyaç duymayacak bir siyaset izledi


Denebilir ki AK Parti, okumuşlara ve entelektüellere ihtiyaç duymayacak bir siyaset izledi. Bu camianın düşünenlerinden beklenen zaten her yanıyla bilindiği varsayılan sorunların kağıda dökülmesi ve halkın anlayacağı dile çevrilmesinden ibaret oldu. Bir de belki üretilecek çözümlerin daha sofistike bir görüntüye kavuşturulması için katkı verilmesi buna eklenebilir. Kısacası, onlardan beklenen malumun sofistike bir biçimde ilamıydı.

Karşılığını ise üniversitelerde hazırlanan kürsüler, gazete köşeleri ve -şayet boş yer varsa- milletvekillikleriyle alıyorlardı. Söyledikleri ya da yazdıklarının gerçekte hiçbir karşılığı olmasa da Parti bunun karşılık bulmasını sağlayabiliyordu. Diğer bir ifadeyle, söylenenlerin değil söyleneceklerin karşılığını üreten bir siyaset entelektüelleri metni eline tutuşturulan bir konuşmacıya çeviriyordu. Ne olursa olsun bütün bunlar, bu kesimin beklentilerinin çok üzerinde bir konum sunuyor ve içten içe hissedilen araçsallaşmadan kaynaklanan huzursuzluğun ortadan kaldırılması için milletin sözcülüğüne soyunuluyordu.

AK Parti, tam da bu yüzden son derece vasat insanlardan ‘büyük’ bilim adamları ve akademisyenler, diplomat ve yöneticiler çıkarabildi. Kendi kadrosunu oluşturmakta sanılanın aksine hiç sıkıntı çekmedi. Buna bağlı olarak farklı bir anti-entelektüalizm de gelişti zamanla.

Entelektüeli hiç olmadığı kadar vasatlaştırdı ve araçsallaştırdı; verilmiş kararlara imza atması, bilinenleri tekrarlaması ve gelebilecek eleştirilere ön cephede karşı durması beklenen kişiler olarak konumlandırdı. Yeni bir şey söylemeleri beklenmiyordu; bu ihtimal gereksiz ve de tehlikeli olabiliyordu. Gerçekte işlevi ve karşılığı olmayan entelektüeller kolayca birer aparaçiğe dönüştüler bu yüzden. Hangi pozisyonda olmalarını anlamak için bir gözleri sürekli partinin nerede durduğunu kolluyordu. Yollarını kaybettiklerinde ise birileri habire ‘konum atıyor’du.

Sonuçta, geniş dünyayla bağlantısı kurulmaksızın tesbit edilmiş olan sorunlar yeni sorunlar üretmeye başladı. Yapılan işlerde hep bir yeterince iyi düşünülmemişlik, yeterince iyi hesap edilmemişlik hali gördük bu yüzden. Dış politika tam anlamıyla içe kapalı dar bir bakışın eksikliklerini idealist bir söylemle kapatma arayışı oldu. İçeride ise adaletsizlikleri gidermek için atılan adımlar başka adaletsizliklere, eşitlik arayışları yeni eşitsizliklere neden olmaya başladı.

...

Gerçek anlamda dünyayı bilerek kendi sorunlarını yeterince içeriden -ve de içten- derinlemesine görebilen entelektüel bilgi ihtiyacı ülke tarihi boyunca belki de hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Ne var ki bu insanların ortaya çıkması için gerekli koşullar, bu ihtiyacı karşılıyormuş gibi yaparak konum elde etmiş olanların kimseye söz bırakmamak için sürekli şiddetlenen sesleri arasında gümbürtüye gitmekte ve tartışmaya açılamamaktadır. Bu durum elbetteki bu insanları öne sürenlerce de görülmekte ama kendi sınırlı gerçekliğine katı bağlılıktan gelen aşırı özgüven bir süre daha çelişkilerle yaşamaya imkan verecek gibi gözükmektedir.

A. Erkan Koca
(Serbestiyet, 26.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.