04 Temmuz 2017

Bireyselleşmenin asıl maliyetini muhafazakarlar ödeyecek


Türkiye entelektüel duruş ve uğraş vermenin anlamlı olmadığı bir ülkeye dönüşüyor. Çabalar siyasetin altında boğuluyor, duyulmuyor ve derinlikli olan her şey sığ ve yüzeysel bir kapışmanın ortasında eriyip gidiyor.

Altını çizmek gerek ki söz konusu bireyselleşmenin asıl maliyetini muhafazakarlar ödeyecek. Çünkü böyle dönemler kişinin ülkesel sınırlar dışında ‘nefes’ alacağı alanlar aramasına neden olur ve entelektüel duruşun imkanları böyle alanların bulunup bulunmamasına bağlıdır. Laik kesim bu açıdan şanslı… Batı dünyası ile yoğun bir ilişki içinde ve orada entelektüel çeşitlilik, özgürlük ve yaratıcılık yelpazesi ‘başkalarını’ da içine almaya çok müsait. Kültürel benzeşme söz konusu ilişkiyi sosyolojik olarak rahatlattığı ölçüde, laik kesimin parlak yeni kuşağına da ev sahipliği yapıyor.

Bu ‘beyin ve gönül göçünün’ muhafazakarlar için iyi olduğunu düşünenler olabilir. Laik kesimin kültürel hegemonyasının bu şekilde biteceğini ve kendilerine yol açılacağını sanabilirler. Ne var ki meseleye bu terminoloji içinden bakmak bile, entelektüel olamama halinin bir göstergesidir. Daha da ileri giderek İslam’da entelektüelin olamayacağını ve zaten olmaması gerektiğini savunanlar da bildiğimiz üzere mevcut… Düşünce tarihi açısından tipik bir bağnazlık olarak değerlendirilebilecek bu görüş, aslında İslam’ı Müslüman cemaatle özdeşleştirmekle kalmıyor, her türlü bireysel duruşu da cemaatçi ve gelenekçi tahakküm altında ezmeyi hedefliyor.

Etyen Mahçupyan
(Karar, 04.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.