27 Temmuz 2017

Her yerin sahibi olmak istemişti

...

Terim de hiçbir şey olmamış gibi davranılmasını istiyordu; çünkü Türk halkının ona vefa borcu vardı. Öyle ya; İmparatorluk kavramının doğduğu, kısa süre çalıştığı topraklarda bir anda kendini Julius Caesar katında bulmuştu. İtalyan futboluna verdikleri karşılığında kendisine İtalya’nın güneyi (Çizme kısmı) teklif edilmiş, ama o bunu reddetmişti. Koca İmparator, ne etsin fakir güneyi, o doğuştan kuzeyliydi. Bunu yerine ülkesine dönüp bizim çocukken top oynadığımız, dere geldiğinde yeri sıklıkla değişen toprak çakıl karışımı sahanın da içinde olduğu her yerin sahibi olmak istemişti. Bu isteği de yerine getirildi. Bu ülkede futbol ne varsa her şey Terim sayesinde oldu gibi bir egoyla duruyor karşımızda. Öyle bir mağrurluk ki bu, Batı Roma’nın büyük İmparatoru Sezar bile boynu bükük durur, karşısında ezilir…

...

Yeni bir futbol sezonuna giriyoruz. Dolar’lar, Euro’lar havada uçuşuyor. Uçaklar iniyor kalkıyor, bir göz boyamadır gidiyor sahalarda. Giderek dibe oturan futbolun en tepesindeki insanın istifa etmek yerine kükrediği günleri yaşıyoruz. Bizler ise çok sevdiğimiz futbolu kâh içimiz acıyarak kâh sevinerek kâh üzülerek seyredeceğiz. Önümüze konulan mönüye bakıp yemeye çalışacağız ki, futbolu yönetenler ne hikmetse her defasında aynı yemeği yediriyor bizlere… 

Yazarken bile zaman zaman sinirlendiğim yazıyı bu memleketin topraklarında doğduğu ve bizlere geleceğin anahtarını deyişlerle verdiği için minnet duyduğum “İki kapılı bir handa” yaşayıp giden Aşık Veysel’le bitirmek istiyorum. Ne diyordu büyük halk ozanı: “Beni hor görme kardeşim, sen altınsın ben tunç muyum? Aynı vardan var olmuşuz, sen topraksın ben baç mıyım?

Tuncer Köseoğlu
(Serbestiyet, 26.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.