10 Temmuz 2017

Kimler çalgıcı kimler sâzende?


Sâzende, enstrumanıyla ayrılması zor iki dost, iki sevgili gibidir. Derdini ona söyler, hislerini onunla anlatır. Enstrumanla dostluk, varlığı; o üstesinden zor gelinir “ego”yu enstrumanda gizlemek anlamına gelir. Sâzendelik böyle bir şey olsa gerektir. Sâzendenin enstrumanıyla ilişkisi sadece bir fiziksel ilişki değildir… bir gönül ilişkisidir. Sâzende enstrumanına zarâfetle dokunur, ama enstrumanı da ona aynı zarâfetle dokunur. Dokunmaları karşılıklıdır. Bunu herkes anlayamaz, hele karşıdan bakıp sâzendeyi izleyen hiç anlayamaz.

Çalgıcı, enstrumanın peşine takılan, kendini enstrumanı ile vâreden kişidir, sâzende ise enstrumanın kendisine tâbî ve teslim olduğu kişidir. Çalgıcı, haddini bilmez, gerçek yüzünü bir müddet gizler ama öyle bir zaman gelir ki maskesi düşer. Sâzende böyle değildir, sâzende kendi iç akordunu ve dengesini iyi kurmuş, dosdoğru kimsedir. Çalgıcı kibirli, iki yüzlü, yalancı, dedikoducu ve şımarıktır, çalgıcılık da insanın kibrini artırır. Sâzende ise sessiz ve sakindir, kendi konuşmaz ama sazını güzel konuşturur, yalan söylemez, mütevâzîdir, olgundur.

Sâzendelik sabrı geliştirir, insanın kendisini eğitmesini sağlar, benliğini dizginleyip tevâzûunu artırır. Çalgıcı, dinleyiciyi büyüleyip etkilemek, kendisini övdürmek derdindedir, kendini beğenmiştir, sâzende ise güzel icrâ derdindedir, nefsini terbiye etmiş, sabrı ve tevâzûyu öğrenmiş olmalıdır. Çalgıcı, kendisini alkışlatmak, sürekli beğenilmek ve kendi varlığını âbideleştirmek derdindedir… sâzende ise bir medeniyetin, bir mûsikî kültürünün bütün yükünü ve ağırlığını adeta kendi omuzlarında hisseder… sorumlu olduğunu düşünür. Kendisi için değil, ait olduğu kültür ve medeniyet için icrâ eder.

Çalgıcı tüccardır, onun için para önemlidir, para için her kılığa ve her mekâna girer. Meyhanede çaldıktan sonra çıkıp tekkeye girmekte çalgıcı açısından hiçbir sakınca yoktur. Ama sâzende için paradan daha önemli şeyler vardır. Sâzende, sazını insanın süflî arzularına teslim etmez. Sazını barlarda, pavyonlarda, meyhanelerde, gazinolarda çalmaz, herkesin önüne çıkarmaz. Sazı adeta mahremidir onun. Sazını çalıp maharetini sergilemekten hicab duyar sâzende.

Çalgıcı için dış görünüş önemlidir. Enstrumanını içinden değil dışından çalar, bu yüzden gösteriş ve artistlik onun için önemlidir ve çaldığı enstrumanından çıkardığı nağme dinleyenin de dışında kalır, asla kalbine ulaşmaz, ulaşamaz. Çünkü kalbinden çıkmamıştır. Ama sâzende içinden, kalbinden çalar ve çaldığı sazdan çıkan güzel nağme dinleyenin de kalbine ulaşır. Sâzende için kalp önemlidir. Sâzendenin sazının sesi, kalbinin sesidir… onun için dinleyenin kalbine ulaşır.

Çalgıcı için enstrumanı, adı üzerinde sadece bir “âlet”tir. Para kazanma, kendini ispat etme, tanınma, bilinme âleti. Kendisine göstermelik ve sahte saygılar duyulmasını sağlayan basit bir “âlet”. Ama sâzende için sazı, bir dost, bir yârendir. Sazına saygı duyar… çünkü kendisine saygı duyar.

Enstruman çalmak, müzisyenliğin mütemmim cüz’ü olması bakımından önemli. Varlığı, “ego”yu enstrumanda yok etmek bakımından önemli. İnsanın kendisini hizaya getirmesi bakımından önemli. Tevâzû sahibi olabilmek bakımından önemli. Sayılamayacak kadar çok yararları vardır enstruman çalabilmenin. Ama gerçek bir sâzende olmak şartıyla.

Şimdi etrafınıza bir bakın bakalım, kimler çalgıcı kimler sâzende. Ya da kaç tane gerçek mânâda sâzende bulacaksınız… ya da bulabilecek misiniz?

Yalçın Çetinkaya
(Yenişafak, 09.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.