07 Temmuz 2017

Mevzu İstanbul ise, mevzu Üsküdar ise nasıl susalım?


Üsküdar meydanından çevre mahallerine kadar birçok yeri elden geçirildi. Kimileri revize dedi, kimileri yenileme. Bir şekilde Üsküdar betona döndü, ciddi biçimde yüz değiştirdi. Eski ikliminden eser kalmadı demeyelim, hâlâ var, lakin o kokuyu teneffüs etmek çok güç bu kadar dizel ve benzinli motor arasında. Bunca kadim bir yer olan Üsküdar, sizin yaşadığınız süreçte ne tür değişimler geçirdi, sizin dikkatinizi çekenler neler oldu?
Değişim kaçınılmaz. İsteseniz de, istemeseniz de bu olacak. Bu şehir yüzyıllar boyunca değişti. Zelzelelerle, yangınlarla değişti. Bunların istenmemesi, yaşanmalarını engelleyemedi, engelleyemezdi de zaten. Bugün de değişmeye devam ediyor şehir. Ancak değişim böyle mi olmalıydı diye bir haklı soru var. Bu soruya da, ‘evet, tam olarak böyle olmalıydı’ diyecek bir Allah’ın kulu yoktur herhalde. Dünyanın en sıradan şehirlerinin bile böyle hoyratça değişmediğini düşünürseniz, İstanbul’da olan bitenler için sözün bittiği yere geliyorsunuz. Konuyu Üsküdar özeline taşıdığımızda da olumlu şeyler söyleyebilmemiz çok zor. Ne kadar isterdik hep güzel şeyler yapılsın ve biz de avuçlarımız patlayıncaya kadar alkışlayalım. Ama yok işte. Üsküdar’dan Çamlıca’ya doğru bakın, sonra Çamlıca’ya çıkıp oradan Üsküdar cihetine bakın. Kendinizi bir an önce uyanmak istediğiniz bir kabusun ortasında bulursunuz. Ben, Çamlıca’dan şehri seyretmeyi özlediğimde artık çoğu kez tepeye çıkmak yerine oturup eski resimlere bakmayı, siyah-beyaz Yeşilçam filmlerini izlemeyi tercih ediyorum. Bu faslı da izninizle burada kapatmak istiyorum, zira uzadıkça içimi dayanılmaz bir acı kaplayıveriyor.


Meydan projesi olsun, Şemsi Paşa Camii sahil projesi olsun, bu projeler hakkında neler söylemek istersiniz? Projelerin sahildeki ayağı şimdilik durduruldu. Revize edilerek devam edileceği söyleniyor. Kimileri hata olduğunu kabul etse de kent yönetiminde korkunç bir inat hâkim. Şahsen kentlerimizde olanların ‘sonradan vazgeçilen birer hata’ değil, bilakis bile isteye yapılan bir tarih, kültür, medeniyet işgalidir, yıkımı olduğunu düşünüyorum. Yönetim sınıfı, hani muhafazakârlar diye soruyorum, neden muhafaza etmektense yıkmayı, bakmaktansa yenilemeyi -üstelik hangi bilinç seviyesiyle olduğu meçhul- tercih ediyor sizce?
Ah bu sorulara bir cevabım olabilseydi keşke. Neden neden diye çırpınıp duruyoruz, sadece şehre dair taşıdığımız iyi niyetli kaygılarımız ve ses verişimiz bile başka yerlere çekilebiliyor. Mevzu İstanbul ise, mevzu Üsküdar ise nasıl susalım Yağız Bey? Hiç kusura bakmasınlar, hiç susmamızı beklemesinler. Bence yöneticiler bu sesin sahiplerine teşekkür etmeli, onları bu şehrin ücret talep etmeyen gönüllü çalışanları olarak en azından bir iki gönül okşayıcı sözle taltif etmeli. Bu güzel sesi patırtı olarak nitelendiren bahtsız kalemlere alan açmamalı. Eseri tek başına değerli kılan imzalar vardır. Düşünsenize elinize bir tablo geçmiş ve üzerinde Hoca Ali Rıza’nın imzası var. Bir hat levhası ve altında Yesarizade veyahut Sami Efendi imzası. Şemsi Paşa Külliyesi bir Sinan eseri, daha ne olsun. Ama daha çok şey var elbette. Bir kere bu şehre aşık pek çok insan tanırım ki, küçük camilere ayrı bir sevda ile bağlanmışlardır ve bu insanlar söze genelde Şemsi Paşa Camii ile başlarlar. Halk daha çok Kuşkonmaz ismi ile tanıyor bu camiyi ve herkesin buraya yakıştırdığı kendine göre bir hikayesi var. Oraya o kazıkları çakmak diye bir şey -bırakın yapmak- nasıl düşünülebilir? Evliya Çelebi, “Sahilde küçük bir camidir. Amma o kadar şirin bina olunmuştur ki, geriden gören kasr-ı müzeyyen zanneder” diyor Şemsi Paşa Camii için. Bakınız nerede diyor? Sahilde diyor. Orayı sahil kılan ne? Boğaziçi. Bu şehri dünyanın incisi yapan su yolu. Boğaziçi’nden bir karış çalmanın bile bende bir izahı yok. Meydan projesi ile ilgili görseller paylaştılar. Bununla ilgili atılacak hayırlı adım da çok bellidir: Bir an önce durdurmak.

Sinan Yılmaz
(Sosyalbilimler.org, 06.07.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.