11 Eylül 2017

Mevlana ve Yunus Emre buluşması: Sonsuz Yol (Endless Path)


Albüm fikri Mahsa'dan çıktı. Mahsa, Secret Ensemble için iki yıl önce İstanbul'a geldiğinde bana Yunus Emre'yi sordu. Hz. Mevlana'nın bir sözünü Mahsa'ya aktardım. Rivayet edilir ve tekke erbabı da bilir ki Hz. Mevlana Yunus Emre için "Hangi manevi menzile vardımsa onda bir Türkmen kocasının ayak izini gördüm" der. Mevlana'nın Yunus Emre için böyle bir şey söylemesi Mahsa'yı oldukça etkiledi. Böyle bir niyet peydah oldu içinde ve "Gel, beraber bir Mevlana ve Yunus Emre albümü yapalım. Onların beraber yürüdükleri yolu anlatalım" dedi. Albümün adı da bu yüzden Endless Path (Sonsuz Yol).


Böyle bir albümün nasıl kaydedileceği sorundu. Bu sorunu KKV Records prodüktörü Erik Hillestad çözdü. Geçen sene benimle bu albüm için toplantı yaptıklarında bir mekan tavsiye etti. Oslo'da dağların tepesinde Emanuel Vigeland MüzesiTaş bir bina. İçinde ressamın çizdiği resimler var. Resimler ışıktan zarar görmesin diye hiç ışık almıyor. İçeriye eğilerek girdiğimiz ufacık bir kapı var. O kapıdan sızan ufak bir ışık ile önümüzü görüyoruz. Bu müzede dokunduğunuz her şey 22 saniye uzuyor. 22 saniye uzayan bir efekt düşünün. Sound olarak içeride müzik yapmak son derece zor. Çünkü en zorlandığımız konu mekandan yayılan seslere hakim olmaktı. Ses mühendisiyle beraber biz de o sıkıntıyı çektik. Albümün hikayesini o mekanda çok güzel anlattık. Erik Hillestad bizim ne yapmak istediğimizi çok güzel anlamıştı.


Türkiye'de orijinal müzik üretme konusunda sektörün çok ciddi tavsiyelere ihtiyacı var. Şunu anladım ki müzik mekanla örtüşmediği zaman senden bir şey almıyor. Yapacağın müziğe ait bir mekan ya da bir ambians bulamadığın zaman gerçekten kendinden bir şey çıkaramıyorsun. Çıkardığın şeyler hep suni. Kayıt yaptığın stüdyolar gibi. Bu en başta bana çok ciddi bir tecrübe oldu. Çok minimal bir icra yaptık ama çok fazla şey anlattık buna da bu mekan sebep oldu.


Albüm kayıt aşaması beş gün sürdü. Bir albüm süreci içerisinde yapılabilecek en zor şeyi yaptığımızı düşünüyorum böyle bir mekanda kayıt yaparak. Gerçekten beş gün çile doldurduk. Karanlıkta hiç birbirimizi görmedik. Canlı kayıt yapan insanlar bilirler saatlerce prova yaparsınız. Canlı kayıt cesaret ister okuyucu ve icracılar açısından. Biz o cesareti konuşmuyoruz bile. Enstrümanların sesleri sürekli birbirine karışıyor. Perküsyon vurduğu zaman başka bir şey duyulmuyor. Mekan herkesi terbiye etti. Herkesin müziğini, tekniğini, nefsini terbiye etti. Mekanın izin verdiği şeyler ve o izin ölçüde bir müzik çıkardık.

Coşkun Karademir
(Yenişafak, 10.09.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.