13 Kasım 2017

"Elimizden bir şey gelmez"


Bir yüzyılda, resmin, şiirin, müziğin genel görünümünü kimse tasavvur edemez. Atina’nın ya da Roma’nın gerilemesinden sonra, bizzat bilincin bitkin düşmesi gibi, ifade araçlarının da bitkin düşmesiyle uzun bir duraklama dönemi olacaktır. İnsanlık geçmişi canlandırmak istiyorsa kendine ikinci bir çocukluk yaratmalı, yoksa hiçbir zaman sanatlara yeniden başlayamaz.

...

İnsanın çağıyla çatışma hâlinde yaşaması bir ayrıcalıktır. Her ân, başkaları gibi düşünmediğimizi biliriz. Bu keskin benzemezlik durumu, ne denli yoksul ne denli kısır görünürse görünsün, olaylara uygun “derin” düşüncelerde boşu boşuna aradığımız felsefi bir konuma sahiptir yine de.

...

Elimizden bir şey gelmez”; günümüz hakkında, gelecek hakkında, olayların gidişi hakkında ona söylediğim, kulaklarına bas bas bağırdığım her şeye karşı, o doksanlık kadın hep bu lafı tekrarlıyordu… Ondan başka bir cevap koparmak umuduyla oflamaya puflamaya, sızlanmaya devam ediyordum. O sadece sonu gelmez bir şekilde “Elimizden bir şey gelmez” diyordu, sonunda kızdım ve yanından uzaklaştım; kendime de ona da öfkelenmiştim. Bir budalaya içini dökmek amma da fikirmiş! Dışarıda olduğum bir gün, tam bir fikir değişimi yaşadım. “Ama ihtiyar haklı,” dedim. “Nakaratının, kuşkusuz en önemli hakikati içinde taşıdığını nasıl da hemen anlayamamışım? İçimizdeki her şey bu hakikati reddederken, olagelen her şey onu haykırmıyor mu?” 

E.M. Cioran, Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne
(Çev: Kenan Sarıalioğlu, Metis Yayınları)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.