14 Kasım 2017

Kendi gerçekliğimizle yüzleşmek istemiyoruz


Modernliğin mitolojik ideolojisi, her zaman, kendi çıkarları doğrultusunda, kendi gerçekliğini, kendisi üretiyor. Edilgin, bağımlı, konformist her toplumsal ve siyasal bünye, kendi başına hiç bir şey yapma iradesine sahip olmadığı için, sözünü ettiğimiz mitolojiler aracılığıyla üretilen, icat edilen, kurgulanan gerçekliklere maruz kalıyor.

Bir kez daha, tarihlerinin en karanlık dönemlerinden birini yaşayan Ortadoğu toplumları, bugün, öngörülemeyen koşullarla, amansız belirsizliklerle bir kez daha kuşatılıyor. Kültürel mücadeleyi kaybeden toplumlar, hiç bir mücadelede varlık ve hayatiyet belirtemiyor, seslerini hiç kimseye duyuramıyor. Günümüzde, İslam toplumlarında, modern-seküler-liberal siyasal mitolojinin maskesini indirerek, bu mitolojiyle hesaplaşabilecek, bağımsız, radikal, üretken kadrolar, hareketler, akımlar ve fikirler yoktur. Bizler, Müslümanlar olarak bu kadroları, bu hareketleri, akımları ve fikirleri konuşmak yerine, popülist politik ve dini figürlerin eylemlerini konuşuyoruz. Bu nedenle Müslüman halklar hayatın her alanında büyük zihinsel/kültürel/siyasal yıkımlara katlanıyor.

Zihinsel bir yıkıma maruz kalan bir bünye, maruz kaldığı mitolojik dilin egemenliğiyle, tahakkümüyle hesaplaşma ihtiyacı duymadığı için, bu dilin bir parçası haline geliyor. Bu yüzdendir ki, bugün, sömürgeci icadı yapılar üzerinde temellendirilen dar bölge milliyetçiliklerini aşma iradesi gösteren bir vizyon oluşturamıyor; insanlar, toplumlar ve kültürler arası iletişimi imkansız kılan çıkarların, bağnazlıkların ve narsizmlerin dilini aşamıyoruz. Kendi bağımsız bilinçli tercihlerimizle temellendiremediğimiz sahte/gri varoluşlar içerisindeyiz. Kendi gerçekliğimizle yüzleşmek istemiyoruz. Çünkü, hamasete dayalı klişeler, düşünsel çözümlemelere geçit vermiyor. Ucuz zaferler için, her zaman ucuz yöntemler, ucuz bir dil icat edilerek, halklar milliyetçi retorik yoluyla yönlendirilebiliyor. İslami anlamda bugünkü konumumuzu bütün boyutlarıyla belirleme ihtiyacı duymuyoruz. Tarihsel gerçeklere göre değil, mitolojik anlamda eklektik olarak icat edilen bir geçmiş anlayışı, bugünün/şimdinin ufkunu kapatıyor.

Düşünce dünyamız, entelektüel dünyamız, İslami geçmişimizle ilgili olarak bir iç hesaplaşma yapmıyor, yapamıyor. Kısa vadeli çıkarlar için, geleceğe yönelik çözümlemeler hep gözardı ediliyor. Kısa vadeli çıkarlar, kuşatıcı ve eleştirel bakış açılarına ihtiyaç duymuyor. Gerçeklerle yüzleşmek istemeyen, böyle bir yüzleşmeden rahatsızlık duyan yanlış umutları biriktirmeye devam ediyoruz. Yanlış umutlarımız sebebiyle, tarihle ilgili zorlu sorular sormaya cesaret edemiyoruz.

Atasoy Müftüoğlu
(Yenişafak, 13.11.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.