06 Aralık 2017

İddialarımızın ağırlığı nasıl da eziyor her geçen gün bizi


Kendimizi tanımaktan kaçmak için bu kadar büyük çaba harcayışımızın elbette bir sebebi var. Kendini tanıyan insanın, bugün bizim kendimize reva gördüğümüz yaşama alışkanlıklarını kendine, insanlığına yakıştırmasına imkan ve ihtimal yok. Çünkü kendini tanımaya niyetlenen insan, insanı hakikatine götürecek yolda ilk adımı atmış demektir. Hakikat, kendini bize uzaktan bile gösterse hayatımızın her köşesini işgal etmelerine izin verdiğimiz yalanların fiyakası anında bozulur, beş kuruş etmezlikleri ortaya çıkar, aşikar olur. İnsanın hem hakikatin ne olduğuna dair bir fikri olup, hem de mesaisini yalana dolana ayırmaya devam etmesi mümkün değildir. Hayatımıza hakikatin gölgesi bile düşse, ondan gayrısının nezdimizdeki hükmü anında düşer.

...

Herkesi olduğumuza ikna etmeye çalıştığımız o insan ne kadar yoruyor aslında bizi. Ona erişmek için sarsak bir halde didinip duruşumuz ne kadar gülünç bir hale düşürüyor hepimizi. Kendi elimizle çizdiğimiz imajların içini doldurmak için ne kadar da ümitsizce, ne kadar acınası bir debelenme içindeyiz. İddialarımızın ağırlığı nasıl da eziyor her geçen gün bizi. Herkesin içinden aynı düşünce geçiyor biliyorum; keşke bu kadar tedbirsizce açılmasaydık kendi kıyılarımızdan. Kollarımız giderek güçten düşüyor, gövdemiz ağırlaşıyor, kulaçlarımız cansızlaşıyor, bu yabancı sularda boğulup gitmek için miydi bütün bu iddialar?

Gökhan Özcan
(Yenişafak, 04.12.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.