06 Aralık 2017

Sanat doğruyla yanlışın, ak ile karanın tartışma alanı değildir


Sanatı, ne olursa olsun sadece sanatı kendi bağlamı içinde tartışabilmek için hem sanatçının tek, tekil, özgür ve yetkin olması gerekiyor hem de o sanatçıyı takip edenlerin ona hayat verebilecekleri bir iklim oluşturmaları şart. Çevresiz sanat elbette mümkün. Hatta, sanatın, sanatçının bir çevre tarafından kabul görmek gibi bir amacı da olamaz. Ancak, her eylemin, her işin bir doğası vardır ve o dışarıdan gelen sebeplerle değil sadece kendi sebepleriyle oluşur. Buna rağmen, sözgelimi şiir sanatı içinde, sadece bir şairi özellikle takip eden, kitaplarını okuyan, hayata oradan bağlanan insanların olması son derece normaldir. Anormal olan, şiir dışı sebeplerle o insanın etrafında mutlakçı bir halka oluşturulmasıdır. Değerlendirmelerin estetik ölçülerin dışında ifade edilmesidir. Çünkü şiir söz konusu olduğunda, çevredekiler homurdanmaya, o şairin bazı özelliklerinden bahsetmeye, o özellikleri yüceltmeye, böylelikle de aslında kendilerini konuşmaya başlarlar. Şiiri konuşup, tartışmak için ise, genel sanat donanımı yanında, şiire ilişkin esaslı estetik bilgi, birikim ve dertlere sahip olmak gerekir.

Sanat doğruyla yanlışın, ak ile karanın tartışma alanı değildir.

Günlük politikaya çok bağlı bir hayatımız var. Onun pragmatist karakteri yanında, güç ve imkan dağıtan rüzgarına kolay kapılışın kökeninde de sanatçı bağımsızlığı yatıyor. Yalnızlık, bağımsızlık, müdanasızlık kimsenin kolay tercih edebileceği bir yol değil. Değerlerle değil duygularla bağlanıyor herkes birbirine. Oysa duygular düşüncenin ilk setinde, eleştiri ve felsefenin ilk geçidinde eriyip gidiyor. İlerlemek için her şeyden önce ferdiyet ve eleştiri gerekiyor. Eleştiri için ise yöntem bilgisi.

Dikkat çekici ve çarpıcı olan bütün bu manzaraya rağmen sanattan geri düşmüyor oluşumuzdur. Hayatımızın kaotizmi sanki bize özgü bir sinerji de yaratıyor. Ama sonuna kadar buna bel bağlayamayız. Tartıştığımız ve tartışmak istediğimiz konu sanatın, sanatçının varlığı ve yokluğu değil. Var olanın üzerine gerçekten düşünüp düşünemediğimiz. Daha yükseğine bu yolla talip olup olmama isteğimiz. Sanatta bunu tartışırız.

Ömer Erdem
(Karar, 05.12.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.